Hatice Emrem
Hatice Emrem, fildişi salonda otururken
Hatice Emrem, siyah beyaz portreHatice Emrem, krem fonda otururken

Kimlik Mimarı

Yeni bir hayat, eski kimlikle sürdürülemez.

Ben Hatice Emrem. İnsanların mutsuz olmasına kayıtsız kalamayan, kalplere inanç ve cesaret üflemeyi kendine amaç edinmiş bir eğitimciyim.

İlahiyat ve Çocuk Gelişimi mezunuyum. İleri düzey, Ehl-i Sünnet itikadı üzere dinî tahsilim ve hafızlığım var. 33 yaşındayım, evliyim ve bir kız annesiyim. Bugün kendimi Kimlik Mimarı ve İçsel Güç Mentörü olarak tanımlıyorum.

Bu işin temeli çocukluğuma gidiyor. Çok yaramazlık yaptığım bir gün annem "Ağzına biber sürerim, acır" dediğinde bile "Ben istemezsem acımaz" diyen bir çocuktum. İnsanın inandığı şeyin yaşadığı deneyim üzerinde çok büyük bir etkisi olduğuna hep inandım.

Temelsiz başlayan bir evlilik

Evlendikten sonra eşimle Afganistan'a gittik. Evliliğimiz evsiz, eşyasız, bir nevi temelsiz başladı. O zorlukların içinde kendime dönüp şunu sormaya başladım: "Ben kendimi neye layık görüyorum, benim bilincimde ne çalışıyor?"

2018'den itibaren NeuroFormat, bilinçaltı, düşünce gücü, insan psikolojisi, EFT, NLP ve farklı kişisel gelişim eğitimleriyle kendi üzerimde sistemli olarak çalışmaya başladım.

Dağıldığım yıllar

2019 Ekim'inde beş aylık bebeğimi erken doğumla kaybettim ve ağır bir suçluluk duygusu taşıdım. Ardından yaklaşık üç yıl süren yeniden çocuk sahibi olma sürecinde en çok kendi duygularımla çalıştım. 2020'nin sonunda aktif olarak koçluk yapmaya başladım. Aynı dönemde Hatay'da hırsızlık yaşadık; yurt dışında ve düğünümüzde biriktirdiğimiz altından ailemin taktığı çocukluk küpelerime kadar, maddi ve manevi değeri olan birçok şeyimiz gitti.

Bu süreçler yaptığım çalışmaları sorgulattı ama beni daha da derinleşmeye itti. Bana en iyi gelenlerden biri şükür çalışmaları oldu. Şükrün yalnızca sahip olduklarıma teşekkür etmek olmadığını gördüm: bedenimi regüle etmeyi, korkunun içinde kaybolmak yerine odağımı değiştirmeyi, dış şartlara rağmen inançta ve teslimiyette kalmayı öğrendim.

Rahim anomalim olmasına ve daha önce bebeğimi kaybetmiş olmama rağmen, üç yılın sonunda yeniden hamile kaldım. Dışarıdan zorlu görünen, benim içinse şükürle ve farkındalıkla dolu bir inziva olan hamileliğin sonunda kızımı zamanında, sağlıkla kucağıma aldım.

Kızım 40 günlükken Hatay'da depremi yaşadık.

Depremden sonra "Her şey bitti, yaptığım bütün çalışmalar işe yaramadı" diye düşündüğüm yer, birkaç ay sonra hayatımın yeniden inşa edildiği yer oldu. Depremden 4–5 ay sonra Dönüşüm e-kitabımı yazdım. Aynı yıl eylülde, tüm tayinler kapanmışken Konya'daki evimizin olduğu bölgeye tayinimiz çıktı. Arka arkaya gelen açılımlarla yaptığım çalışmaların meyvesini almaya başladım ve bunları daha fazla kadına aktardım. Zamanla bu çalışmalar 1000'den fazla kadının hayatına dokundu.

İnancından kopmadan içsel dönüşüm

Kişisel gelişim dünyasında Batı'dan ve Doğu'dan gelen çok kıymetli bilgiler olduğu gibi, inancımızla örtüşmeyen kabuller de var. Ben öğrendiğim her bilgiyi olduğu gibi alıp aktarmıyorum; dinî tahsilimin bana kazandırdığı süzgeçten geçiriyorum. İnsanı Rabbinden uzaklaştırabilecek ya da ona Rabbinden bağımsız bir güç atfettiren yaklaşımları çalışmalarıma taşımıyorum.

Benim yaklaşımımda insan her şeyin mutlak kontrolüne sahip olduğu için güçlü değildir. Rabbine güvenerek, kendisine verilen iradenin ve sorumluluğun farkına vararak; düşüncesini, duygusunu, sözünü, davranışını ve seçimlerini yönetebildiği ölçüde kendi hayatında aktif bir özne haline gelir.

"Bu öğrendiğim şey dinime uygun mu?", "Her şey benim elimdeymiş gibi düşünmek istemiyorum" diyen kadınlar için bu, çalışmalarımın en önemli farkı. Kadına Rabbinden bağımsız bir güç vadetmiyorum; kendi gücünü hatırlarken Rabbine olan bağını da güçlendirebileceği bir alan sunuyorum.

Bilmek değil, olmak

İnsanların çoğu ne yapması gerektiğini zaten biliyor. Sınır koyması gerektiğini biliyor ama "hayır" dedikten sonra suçluluk duyuyor. Şükretmesi gerektiğini biliyor ama bütün gün eksik olana odaklanıyor. Sorun çoğu zaman bilgi eksikliği değil; bilginin davranışa ve kimliğe yerleşmemiş olması.

Bu yüzden sonucu değil, o sonucu tekrar tekrar üreten kimliği dönüştürüyoruz. Çalışmalarımda spiral öğrenme var: bilincin değiştikçe aynı çalışmayı yeniden dinlediğinde başka bir katman görürsün. Danışanlarımdan en sık duyduğum cümle, "Bunu daha önce dinlemiştim ama şimdi sanki ilk kez duyuyorum."

Ben bunları hayatım hiç dağılmadığı için öğretmiyorum. Hayat birkaç kez dağıldığında insanın kendini yeniden nasıl inşa edebileceğini yaşayarak öğrendiğim için öğretiyorum.

Çalışmalarım tıbbi ya da psikolojik tedavinin yerine geçmez.

Çalışmaları gör →